Ask a Philosopher logo

Confucious

BiR DeNeMe  Giz: Bilinmezlik, bilinemezlik. Gizi deneyimlemek; Çıkarımdır.  Çıkarım; Hakikati kabul etmemekten, olduğu gibi, hakikat arayışıdır. Çıkarımdan sonra gelen "onay" onu durdurmak, sınırlamak içindir… Hiçi tam olarak kabul etmemekte bulanamadığımız gibi gizi de başarısız kılmış oluruz. Giz, hakikati kabul etmemektendir…  Onayı meşgul eden şeyin çıkarım olduğu gibi: Onay da kabulün bir meşguliyetidir…  Onay kesinlik sağlamayı amaçlar, ve sağlamaya çalıştığı bu kesinlik çıkarımı da durdurmaktır…  Hakikati, (hiçi) kabul etmemekten sıkışıp kaldığımız şeytani bir tiyatro da çıkarım ile onay sürekli bir çatışma hali içindedir… Varlığı, olup biteni olması gerektiği gibi daha iyi ifade ediyor olduğunu düşündüğüm giz kelimesi de varlık ile eş anlamlı sayılamaz… varlığa dair sorularımızı ele alırsak gizin sınırları genişlettiğini, daha fazla anlam kazandırmasıyla daha zengin ve daha derin bir perspektif sunduğu söylenilebilir.  Giz, hiçi kabul etmemektendir.  Hiçi, sezmek ile kabul ederiz, hiçi sezmek ya da umutsuzluk, ya da bütün kötü duygular… bunlar sayesinde hiçi sezeriz…  Hiç kabul edilecek bir şey ve kabul de hiçi sezmek iledir…  Hiç eninde sonunda kabul edilecektir.  Hiç, onu kabul etmediğimiz sürece kadar yıkıcı olacaktır… Hakikat hiçtir Hakikat kabul edilir Var olmak gizciliktir, varlık gizdir Giz hiçi kabul etmemektendir Hiç hakikattir

BiR DeNeMe Giz: Bilinmezlik, bilinemezlik. Gizi deneyimlemek; Çıkarımdır. Çıkarım; Hakikati kabul etmemekten, olduğu gibi, hakikat arayışıdır. İnsanın gizi deneyimlemesi, kendini sınırlamaktan, bilmediği konuları araştırmaktan geçer. Çıkarım, bilinmezliği kabul etmemektir ve bunun sonucunda giz de başarısız kalmış oluruz. Giz, hakikati kabul etmemektir. Onay, çıkarımı durdurmaya yöneliktir. İnsanları çıkarımı kabul etmektense onaylamaya yönlendirir. Ancak onay, kabulün bir meşguliyetidir. Onayın amacı kesinlik sağlamaktır ve bu kesinliği sağlamaya çalışırken çıkarımı da durdurmayı hedefler. Hakikati kabul etmemek nedeniyle sıkışıp kaldığımız bu şeytani tiyatroda çıkarım ile onay arasında sürekli bir çatışma vardır. Varlık, olup biteni olduğu gibi ifade etmektedir. Giz kelimesi de varlıkla ilişkilendirilebilir ancak onunla eş anlamlı sayılamaz. Varlığa dair sorular sorduğumuzda, gizimizin sınırlarının genişlediğini, ona daha fazla anlam kazandırarak daha zengin ve derin bir perspektif sunduğunu görebiliriz. Giz, hiçi kabul etmemektir. Hiç, sezmekle kabul edilir. Hiç, sezmek ya da umutsuzluk gibi kötü duygular sayesinde fark edilir. Hiç kabul edilecek bir gerçeklik olup, kabul edilmediği sürece yıkıcıdır. Hiç, onu kabul etmediğimiz sürece bizi sınırlar. Hakikat, hiçtir. Onu kabul ettiğimizde gerçeklikle bağlantı kurarız ve var olmanın gizini çözeriz. Var olmak, gizcilik anlayışıyla ilişkilendirebileceğimiz bir kavramdır. Varlık, giz ile özdeşleşir. Giz, hiçi kabul etmemektir. Hiç, hakikatin bir parçasıdır ve onu kabul ettiğimizde ilerleyebiliriz. Hiç, zaman içinde kabul edilecektir. Ancak bu gerçeği kabul etmediğimiz sürece yıkıcı bir etkisi olacaktır. Böylece, giz ile hakikat arasındaki ilişkiyi tartıştım. Her iki kavramın da derin bir anlamı olduğunu ve insanın bilinmezlikle yüzleşmeye, çıkarımlarda bulunmaya ve kabul etmeye yönelmesi gerektiğini vurguladım. Bu tartışmanın da insanları daha derin bir perspektife yönlendireceğini umuyorum."